5. EXCLAMATIVE CLAUSE
- He didn’t know what a great chance he had missed.
Nasıl da / Ne de büyük bir şans kaçırm?? olduğunu bilmiyordu.
- It is incredible how fast he can run.
O kadar hızlı koşabilmesi inanılmaz (bir şey).
Bu yapı kimi zaman iki ayrı anlam taşıyabilir ve doğru anlamın çıkarılması için cümlenin geçtiği metnin içeriğine bakılması gerekebilir.
- I told her how late she was.
(a) Ona ne kadar geciktiğini söyledim [saatten haber verdim].
(b) Ona ne kadar da geciktiğini söyledim.
- They didn’t know what mistake they had made.
Ne hata yaptıklarını bilmiyorlardı.
- They didn’t know what a mistake they had made.
Nasıl da (büyük) bir hata yapmış olduklarını bilmiyorlardı.
6. INFINITIVE CLAUSE
Türkçe’ye “yüklem + -mEk” şeklinde aktarılabilir.
6.1. To ..
- To join the army was his only dream. (S(TO+V+O) + V + O)
Orduya katılmak tek rüyasıydı.
6.2. To ..+ “be” + to ..
- To challenge him is to risk your life. (S(TO+V+O) + V +O(TO+V+O))
Ona meydan okumak kendi yaşamını riske atmaktır.
6.3. .. object + to
- My father didn’t want me to argue with Tom. /my arguing … (S + V + O + O(TO+V+O))
Babam (benim) Tom ile münakaşa etmemi istemedi.
6.4. İsim, to ..
Bu yapı “Non-defining Relative Clause” ile benzerlik gösterir.
- Your ambition, to become a lawyer, requires hard work. (S(NOUN, TO+V+O) + V + O)
(Senin) avukat olma(k) hevesin sıkı çalışma gerektirir.
Bu yapının benzeri, “It ..” ile sık olarak kullanılır.
- It is natural for them to be together.
that they are together.
that they should be together.
- It would be unwise for you to marry her.
if you were to marry her.
7. “-ING” CLAUSE
Türkçe’ye “yüklem + -mEk” şeklinde aktarılabilir.
7.1. “-ing” ..
- Watching TV has been his only enjoyment. (S(-ING+O) + V + O)
Televizyon seyretmek onun tek eğlencesi olmuştur.
7.2. “be” + “-ing”
- His first job had been selling computers. (S +V + O(-ING+O))
İlk işi bilgisayar satmak olmuştu.
7.3. İsim, “-ing”
Bu yapı “Non-defining Relative Clause” ile benzerlik gösterir.
- Her thesis, studying cognitive factors, takes up all her time. (S(NOUN, -ING+O) + V + O)
Bilişsel unsurları incelemek konulu tezi tüm vaktini alıyor.
7.4. .. my/his/..(=Possessive) + “-ing”
- I am against their digging the area. (S +V + O(POSSESSIVE+-ING+O))
(Ben) onların bölgeyi kazmalarına kar??yım.
7.5. My/His/..(=Possessive) + “-ing” ..
- My forgetting her name was a great mistake. (S(POSSESSIVE+-ING+O)+V+O)
(Benim) onun adını unutmam/unutuşum büyük (bir) hataydı.
7.6. There … no /any + -ing …
Bu yapının Türkçe’ye aktarılması için her zaman kullanılabilecek bir yol önermek olanaksızdır.
- There was no / wasn’t any mistaking that voice.
O sesi tanımamak / başka seslerle kar??tırmak olanaksızdı.
- There is no / isn’t any knowing what they will do next.
Gelecek sefer ne yapacakları bilinmez.
8. BARE INFINITIVE CLAUSE
8.1. Ettirgen Yapı (“Causative”)
a) have so. do stg. = birisine birşeyi rica ya da atama yolu ile yaptırmak.
- We had the waiter clean the table.
Garsona masayı temizlettik.
b) get so. to do stg. = birisine ikna yolu ile birşey yaptırmak.
- Can you get your father to lend you the car ?
Babanı arabayı vermeye ikna edebilir misin ?
c) make so. do stg. = birisine birşeyi (zorla) yaptırmak.
- I’m not guilty ! They made me do it.
Ben suçlu değilim ! Bana onlar yaptırdılar.
d) have / get stg. + V3 = birşeyi yaptırmak
- She has had her hair dyed.
Saçını boyattı.
Bu yapıda “get + V3″ yerine göre edilgen anlam taşıyabilir. Örneğin,
- He got himself beaten
cümlesi ettirgen olarak ele alındığında
Kendisini dövdürdü
anlamı ortaya çıkmaktadır. Oysa yapıyı edilgen olarak ele almak daha iyi olur:
Dayak yedi. /Dövüldü.
İngilizce ettirgen yapıların çevirisi esnasında sorun oluşturmasa da, yanlışlıkla eklenecek bir “t” harfi yanlış anlam ile sonuçlanabilmektedir. Yani, hatalı olarak “yüklem + -DIrmEk” yerine “yüklem + – DIrtmEk” yapısının kullanılması. İkinci yapının doğru olarak kullanılması aşağıdaki örnekte açıklandığı şekilde olmalıdır.
- I’ve had the car cleaned. ETTİRGEN
Arabayı temizlettim.
- I’ve got someone to have the car cleaned.
Arabayı (birisine) temizlettirdim.
8.2. but / except
İstisna belirten durumlarda “but” ve “except” kelimelerinden sonra gelen yüklem “to” almadan kullanılır.
- She did everything but come to the point.
Sadede gelmek dışında herşeyi yaptı.


