VERBLESS CLAUSE
Bu tür cümleler İngilizce’de fazla kullanılmaz ve çeviri açısından önemli bir sorun oluşturmaz.
- He waited, anxious for a reply. (= he was anxious for a reply)
- She was standing, a statue of innocence. (= she was like a statue of innocence)
Örneklerde de görülebileceği gibi, yüklem taşımayan yan cümle ayrı bir cümle gibi ele alınmaktadır. Çeviri işleminin de buna göre yapılması gerekir.
İSİM (=NOUN) VE UYGUN “ARTICLE” SEÇİMİ
1. Tanım: “a(n)” ve “the”
“Article” seçimi çeviri işlemlerinde çoğu zaman bir sorun haline gelmektedir. “A(n)” (=Indefinite article) ve “the” (=Definite article) isimlerle birlikte kullanılırlar.
Bu iki kelimenin nasıl ve ne durumlarda kullanıldıklarına geçmeden önce, isim yapılarını incelemek yararlı olabilir.
2. Sayılabilir ve sayılamayan isim
İsim, sayılabilen ve sayılamayan olarak sınıflandırılabilir:
Sayılabilen (=countable) isim
a) Tekil (=singular)
cat, leaf, man, person, iron (= ütü)
b) Çoğul (=plural)
cats, leaves, men, people/persons, irons
Sayılamayan (=uncountable) isim
a) Somut (=concrete)
water, oil, sugar, iron (= demir)
b) Soyut (=abstract)
happiness, wealth, boredom
3. Kullanım alanları
“A(n)” sadece sayılabilen tekil isimler ile kullanılır. Kendisini takip eden isim sesli bir harf (a, e, i, o, u) ile telaffuz edilerek (yazılarak değil) başlarsa, “an” kullanılır.
an apple, an eagle, an iron, an orange, an umbrella
fakat
a university student
(u harfi “yu” olarak telaffuz edilmekte)
an hour
(sessiz olan h harfi telaffuz edilmemekte; {h}our)
“The” bütün isimlerle birlikte kullanılabilir. Bir ismin her zaman bir “article” alması gerekli ya da mümkün değildir.
4. “A(n)” : Kullanıldığı yerler
4.1. Bilinmeyen ve önceden belirginleştirilmemiş
Herhangi biri, hangisi olduğu farketmez
- I have never seen an elephant.
- We are looking for a person to help us in the home.
Sözü edilen şeyin, ait olduğu sınıfın/türün herhangi bir üyesi olması
- A screwdriver is a tool.
Bu kullanımda çoğul isim de mümkündür.
- Screwdrivers are tools.
Genel nesneler yerine belirginleştirilmiş nesneler kullanıl-ması durumunda çoğul isim kullanmak gerekir.
- Cars are parked at owners’ risk. (Cars = Buraya parkedilen belirgin arabalar)
Tereddüte düşülmesi durumunda en iyisi çoğul isim kullanmaktır.
… de/başına
- 60 miles an hour
- Three times a week
- Ten pence a kilo
4.2. Bilinen fakat önceden belirginleştirilmemiş
Özel biri, fakat henüz belirginleştirilmemiş
- I have found a good job at last.
- She is a very old friend of mine.
- A Mr Nash called to speak to you.
(Mr Nash diye biri …)
Bir tür/örnek
- We have a good climate.
- What a strange man he is !
- I have never heard such a thing !
Meslek
- I am a teacher by profession.
- To be a good MP, you must be a good speaker.
5. “The” – Kullanıldığı yerler
5.1. the + az önce/daha önce sözü geçmiş olan
- “I’ve got an orange and some apples. Who wants the orange ?”
- “You have the orange and I’ll have the apples.”
5.2. the + belirginleştirilmiş isim
- The dogs in our street are very noisy.
- The Englishmen we met at the party knew a little Turkish.
5.3. the + eserde sözü geçen kişi(ler)/nesne(ler)
- The Elephant and the Mouse
- The Longest Day
- The Mousetrap
5.4. the + tek olan şey
- They toured the world together.
- The earth goes round the sun.
- She lives in the United States now.
5.5. the + “superlative”
- the best/most recent/latest project
5.6. the + “ordinal” sayı
- the first/last/next race
5.7. the + hayali bir türün/sınıfın temsilcisi olan tekil isim
- The Panda is in danger of extinction.
- The computer has replaced the typewriter in the office.
5.8. the + sıfat = o sıfat ile nitelenen grubun tümü
- The young do not listen to the old.
(= Young people do not listen to old people.)
Tekil kişiler için “sıfat + person/man/..” kullanmak gerekir.
- a/the young person/man/woman/..
5.9. the + yer ismi = o yerin amacına uygun bir eyleme katılınmaması
mahkum olarak değil)Ü – She went to the prison (
- I would like to live near the sea.
5.10. the + yer = içinde bulunulan durumdan ötürü tanımlanabilen yer
Her insanın kendisine özgü bir çevresi olduğu ve o kişinin o çevreye ait herşeyi tanımlayabileceği düşünülürse, o çevreye yakın olan bir kimse (akraba, arkadaş, aynı şehirli gibi) açısından da o çevre tanımlanabilir özelliktedir.
- I must go to the bank
cümlesindeki “the bank”, konuşanı tanıyan bir kimse açısından belirgin bir bankayı niteler.
- There is funny animal in the garden.
5.11. the + otel / tiyatro / sinema/.. ismi
- the Hilton
- the Akün
Ayrıca
-the theatre/cinema/opera/concert
5.12. the + çoğul yer ismi
- the Netherlands
- the Azores
- the United States
- the Alps
5.13. the + sayılabilir bir isim içeren yer isimleri
Canal the Sues/Panama Cana
Channel the English Channel
Desert the Sahara (Desert)
Gulf the Gulf, the Gulf of Mexico
Islands/Isles the British Isles, the Virgin Islands
Kingdom the United Kingdom
Mountain range the Rocky Mountains
Ocean the Indian Ocean
Republic the Republic of Turkey
River the (River) Nile
Sea the Mediterranean (Sea)
State(s) the Gulf States, the United States of America
Straits the Bering Straits
Union the Union of South Africa
Yer darlığından ötürü haritalarda “the” genelde kullanılmaz.
5.14. the + milliyet belirten sIfat
- the British
- the English
- the Spanish
Bazı milliyetlerden söz ederken, çoğul isim kullanılır.
- (the) Russians/Arabs/Turks/Scots/..
5.15. the + bilim ve teknoloji ile ilgili kelime
- I hate the telephone.
5.16. the + müzik aleti
- I’d like to learn the guitar.
Caz ve pop terminolojisinde genellikle “the” kullanılmaz.
5.17. the + gazete ismi
- the Times
Dergi isimleri “the” almaz.
- Times (Magazine), Scala
5.18. the + A of B (A ve B birer isim)
- the University of Oxford
5.19. the + gemi ismi
- The Queen Mary
5.20. the + space = bir alanda boş yer
- He tried to park his car but the space was not big enough.
“The” kullanılmazsa “space” kelimesi “uzay” anlamı taşır.
5.21. all the / the whole
a) all
the
all + my/your/. + isim
this/these
- all the time
- all my life
- all this confusion
all + çoğul isim ( “every” anlamında)
- All Indian tribes were killed off.
(Her bir … .)
b) whole
the
my/your/.. + whole + isim
this
- the whole life
- my whole life
- this whole confusion
whole + çoğul isim (“complete”, “entire” anlamında)
- Whole Indian tribes were killed killed off. (= kimse sağ kalmadı)
the
the whole of + my/your/. + tekil isim
this/that
- the whole of the time
- the whole of my life
- the whole of this confusion
6. “The” – Kullanılmadığı yerler
6.1. A + B (A ve B birer isim)
- Oxford University
- London Bridge
- Turkish Republic
- Atatürk Airport
Bu yer isimlerinde “the” kullanılmamasının bir diğer nedeni de birer bölge ya da kişi adı taşımalarıdır.
6.2. türü / sınıfı temsil eden çoğul / sayılamayan isim
- Pandas are in danger of extinction.
- Sugar is bad for you.
- Money can bring happiness.
6.3. yerin amacına yönelik eyleme katılma durumu
- He was sent to prison for 2 years ( mahkum olarak).
- He is a fisherman. He spends his time at sea.
6.4. “ordinal” sayı + yarışmada durum belirten isim / ödül
- She won first prize for her essay.
- The Irish contestant was in second place.
6.5. ünvan (+ kişinin soyadı)
- I want to see the Captain, but Captain Smith.
- Hello, Captain.
6.6. kıta, tekil ülke / şehir ismi
- Asia, Africa, South America, Great Britain, New York, Germany
6.7. tek dağ ve ada ismi
- Mount Everest
- Cyprus, Long Island
6.8. göl ismi
- Lake Erie
6.9. “preposition” + isim
- on time, for example, in turn, in harmony, at night.
Fakat
- in the morning/afternoon/evening
ve
in spring
- during + (the) + autumn
before summer
winter
6.10. yüklem + isim
Artık birer terim haline gelmiş bazı yapılarda “the” kullanılmamaktadır.
yüklem + sayılabilir isim
- to take place
yüklem + çoğul isim
- to make friends
- to shake hands
yüklem + sayılamayan isim
- to make progress
- to make love
6.11. by + isim (= … ile yolculuk)
by + bus, coach, car, train, air, plane, bike, motorbike, sea / ship / boat, Tube / underground
on + foot, horseback
‘S VE “OF”
1. ’s yapısının kullanıldığı yerler
1.1. (a/the) + kişi / hayvan ismi + isim
- the manager’s office
- Mr Evan’s daughter
- the horse’s tail
- a policeman’s hat
1.2. (a/the) + organizasyon ismi + isim
- the Government’s decision
- the company’s success
Bu yapıyı “the A of B” kullanarak oluşturmak da mümkündür.
1.3. (a/the) + yer ismi + isim
- the city’s new theatre
- Britain’s system of government
- Turkey’s largest dam
1.4. tekil isim + isim
- my sister’s room
- Mr Carter’s house
Çoğul isim + isim durumunda ’s yerine sadece ‘ kullanılabilir.
- my sisters’ room
- the Carters’ house
1.5. zaman belirten isim + isim
- Tomorrow’s meeting has been canceled.
- I’ve got a week’s holiday.
three weeks’ holiday.
Bu cümlede “three weeks’ holiday” yerine “a holiday of three weeks”, ya da “a three week holiday” demek te mümkün.
1.6. bir hayvan ismi + o hayvandan üretilen şey
- cow’s milk
- lamb’s wool
- a bird’s egg
- goat’s cheese
Bir ürün elde etmek için o hayvan öldürülmüş ise,
- calf-skin
- chicken soup
- a lamb chop
- fox fur
1.7. bir hayvan ismi + hayvanın vücudunun bir parçası
- a sheep’s heart
- a frog’s leg
1.8. kullanan kişi + kullanılan şey
- a girl’s blouse
- a children’s hospital
- a bird’s nest
Kullanan kişinin eylem üzerinde bir denetimi yoksa aşağıdaki yapı da kullanılabilir.
- baby clothes
- a dog kennel
- a birdcage
2. “Of” yapısının kullanıldığı yerler
2.1. (a/the) + isim + nesne ismi
- the door of the room
- the beginning of the story
Bu yapıda ’s kullanılabilirse de “A of B” yapısı daha iyidir.
2.2. (a/the) + isim + organizasyon ismi
- the decision of the Government
- the success of the company
Bu yapıyı ’s ile oluşturmak da mümkündür.
2.3. (a/the) + isim + uzun tekil isim
- I met the wife of the man who lent us the money.
2.4. all, both, each, either, neither, none ile kullanılabilir.
a) all (=hepsi de)
the
all + (of) + my/your/.. + isim/this/that
(these/..)
- All (of) my friends like riding.
- I’ve all (of) the books.
- I’ve stopped believing all (of) that years ago.
İsmin belirleyici yapı (the, my, ..) taşımaması durumunda “of” kullanılmaz.
- All whisky is expensive
- All children can be naughty sometimes.
“you, us, them, ..” kullanılması durumunda sadece “all of” yapısı kullanılabilir.
- All of them enjoy dancing.
- All of you are wrong.
- They want to see all of us.
“All” yerine “every” kullanılabilir. Ancak, “all of” yerine “every one of” gelir.
- He interviewed every one of us.
b) both (=ikisi de)
the
both + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- Both (of) the cars broke down before the start.
both + (of) + these/those + (isim)
- Both (of) vases are antique.
both of + us/you/them
- Both of us were there.
both + isim
- Both children have been to Rome.
c) each (=herbiri de)
each + tekil isim
- He is getting better each day.
the
each + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- Each of his daughters is a university graduate.
each of us/you/them
- The police will question each of them.
d) either (= ya … ya da/ikisinden biri)
either + tekil isim
- Either day will do.
the
either + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- Either of your friends is welcome.
either of + us/you/them
- Either of you could do it.
e) neither (= ne … ne de)
neither + tekil isim
- Neither job will meet his requirements.
the
neither + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- He said neither of the books was suitable.
neither of + us/you/them
- Neither of us knows the correct answer.
f) none (= hiçbiri de)
the
none + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- None of the books was there.
none of us/you/them
- None of us knows the correct answer.
3. Of … , cümle
- Of late, I haven’t been feeling well.
Son zamanlarda, kendimi iyi hissetmiyorum.
- Of all the people applied, I was found suitable for the post.
(=Out of all the people who applied …)
Tüm başvuranlar içinde, ben işe uygun bulundum.
4. of + nitelik / nicelik belirten kelime + isim
- It is of no use to try and solve it.
- This is of great importance.
Bu yapıda, aslında, Türkçe’ye aktarım esnasında yapılması gereken şey yapıdaki ismi, kendisinden önce gelen ve nitelik/nicelik belirten kelimeyi de gözönünde bulundurarak, sıfat haline getirmektir. Yani,
- It is of no use to …
yapısı
- It is useless to .. (“of” kelimesini “to bear = ta??mak” ile eşdeğer tutarak)
şeklinde, ya da
- This is of great importance
cümlesi
- This is very important
şeklinde ele alınmalı ve sonra Türkçe’ye aktarılmalıdır.
YÜKLEM + (PREPOSITION) + YÜKLEM
1. Yüklem + (preposition) + yüklem
İngilizce’de çoğu yüklemin kendisine özgü bir ya da birkaç “preposition”u vardır ve çeşitli farklı anlamlar oluşturur. Her bir yüklemin hangi “preposition” ile kullanılıp hangi amacı taşıdığı bilinemeyeceğine göre, tek çare olarak kullanılmakta olan sözlük kalmaktadır.
İngilizce cümle oluştururken unutulmaması gereken bir kural, “preposition”u izleyen yüklemin her zaman mutlaka “-ing” formu taşıyacağıdır. Yani,
yüklem + preposition + “-ing”
- I’m looking forward to meeting him.
- They accused her of stealing a diamond necklace.
Ancak, örneğin
- I want to go
cümlesinde “to” kelimesinin ardından “-ing” kullanılmamaktadır. Bunun nedeni “to” kelimesinin “want” yüklemine ait, bu yüklemle her zaman kullanılan bir “preposition” olmamasıdır.
2. except / but + yüklem
İstisna belirten kelimeler olan “except” ve “but” kullanıldığı zaman, bunları izleyecek olan yüklem yalın halde, “to” olmadan kullanılır.
- What can I do but leave ?
3. Yüklem + Yüklem
Bir yüklem diğerine çeşitli yollarla bağlanabilir.
3.1. yüklem + “preposition” + yüklem
Yukarıda açıklandığı gibi.
3.2. yüklem + (to) + yüklem
Sınırlı sayıda yüklem bir başka yükleme “to” almadan bağlanır.
- Can you help me (to) lift this ?
3.3. yüklem + (nesne) + to + yüklem
- We hope to complete it soon.
- I don’t want you to go there.
3.4. yüklem + (so./so’s) + “-ing”
- I like playing the piano.
- I appreciate your helping my son.
3.5. yüklem ( = see/hear/..) + so./stg. + “do”/”doing”
- We saw him leaving the house [1]
cümlesi ile
- We saw him leave the house [2]
cümlesi arasında anlam açısından fark bulunmaktadır. [1] numaralı cümlede “leave” yükleminin “-ing” eklenerek kullanılması, konuşan kişinin olayın tümünü ya da bir bölümünü gördüğünü anlatmaktadır. [2] numaralı cümlede ise yüklemin “leave” olarak yalın kullanılması olayın tümünün görüldüğünü anlatır.
- I caught them stealing my bicycle.
- I smell something burning.
- I saw him enter the room, unlock a drawer, take out a document, photograph it and put it back.
INFINITIVE (= [TO] + YÜKLEM)
1. Edilgen (= Passive) yapılarda
1.1. “Present”
Bu yapıda “passive + to + yüklem”
- He is believed to live in New York.
Onun New York’ta yaşamakta olduğuna inanılıyor
ya da “yüklem + to + passive”
- I didn’t expect to be invited
Davet edilmeyi beklemiyordum
kullanılmaktadır.
1.2. “Continuous”
“Progressive infinitive” olarak bilinen yapı “to be + -ing” ile oluşturulur ve etken yapıda da kullanılabilir.
- It is nice to be sitting here with you.
Burada seninle oturuyor olmak/oturmak güzel.
Bu yapıda “passive + to be + “-ing” şeklinde kullanılabilir.
- He is known to be writing his autobiography.
Hayat hikayesini yazmakta olduğu biliniyor.
1.3. “Past/Perfect”
“Perfect Infinitive” olarak bilinen yapı “to have + V3″ şeklinde oluşturulur.
- It is good to have finished the day’s work.
Günün çalışmasını Bu günün işlerini bitirmiş olmak güzel.
Bu yapıda “passive + to have + V3″
- He is known to have visited this city
Bu şehri ziyaret etmiş olduğu biliniyor
ya da “to have been + V3″
- I’d like to have been invited
Davet edilmiş olmayı isterdim
kullanılabilir.
2. “be” + to
2.1. “be” + the first/last/only/.. + isim + to + yüklem
- He was the first man to cross the Channel.
Manş Denizi’ni ilk geçen insandı.
Bu yapı Türkçe’ye “-En + ilk/son/tek + isim” şeklinde aktarılır.
2.2. “be” + to
Bu yapının kullanımı “will” ya da “should” ile aynıdır.
3. isim + to + yüklem = who/which will/would + yüklem
- He was to have been the new ambassador but he fell ill.
Yeni büyükelçi olacaktı ama rahatsızlandı.
4. Why (not) + yüklem
Bu yapıda “to” kullanılmaz
- Why pay more ?
Neden daha fazla ödeyesin ki ?
- Why not leave now ?
Neden şimdi ayrılmayacak mışım ?
5. and / or / except / but / than + yüklem
Bu yapılarda “to” gereksizdir.
- I told him to lie down and rest.
- I’d rather stay than go.
6. “do” + (to) + yüklem
- All I did was to lend him a hand.
Tek/Tüm yaptığım ona yardım etmekti.
- What a computer does is (to) process the data for you.
Bir bilgisayarın yaptığı iş bilgiyi senin/bizim için işlemektir.
7. To my/his/.. + sıfat / isim, cümle
- Their rejection of the offer surprised me,
- I was surprised by their rejection of the offer,
- What surprised me was their rejection of the offer,
cümlelerinden her birinde “teklifin onlar tarafından reddedilmesi” olayı konuşan kişiyi şaşırtmıştır. Kimi zaman, tepkiyi anlatan yapı cümlenin dışına çıkarılabilmektedir. Bu durumda da
- To my surprise, they rejected the offer
şeklinde bir cümle ortaya çıkmaktadır. Bu yapıda en sık
regret, annoyance, relief, surprise, horror, delight
isim ve sıfatları ve bunların yakın anlamlarını taşıyan isim ve sıfatlar kullanılır.
Çeviri söz konusu olduğunda
- Benim hayretime/şaşkınlığıma
türü bir çeviri yanlış olur. Bunun yerine, “To” ile başlayan bölümü ayrı bir cümle gibi ele almak daha anlamlı olacaktır.
- Şaşırdım kaldım. Teklifi reddettiler.
Bu yapı ile ilgili şu örnekler de verilebilir:
- To my mind, their rejection of the offer was a surprise.
(Benim açımdan, …)
- To a man of his age, such changes are unacceptable.
(Onun yaşındaki biri için, …)
8. “be” + sıfat + to + yüklem
- He is hard to satisfy.
(=It is hard to satisfy him.)
Onu memnun etmek zor.
- This violin is excellent to play Mozart on.
Bu keman Mozart çalmak için kusursuz. /Bu kemanla Mozart kusursuz çalınır.)
GERUND (= -ING)
1. Instead of + “-ing”
- Instead of studying, he spent the night watching TV.
Ders çalışacağına, geceyi televizyon izleyerek geçirdi.
Bu yapı Türkçe’ye “yüklem + -EcEğIne/-EcEğI yer(d)e ile aktarılır.
2. without + “-ing”
- Without saying a word, he left.
Tek kelime etmeden gitti.
Bu yapı Türkçe’ye “yüklem + – mEdEn / – mEksIzIn” ile aktarılır.
3. by + – “ing”
- You can open the lid by turning the handle.
Kulpu çevirerek kapağı açabilirsiniz.
Bu yapı Türkçe’ye “yüklem + – ErEk” ile aktarılabilir.
“INFINITIVE” VE “GERUND”: ÖZNE KONUMUNDA
1. Giriş
“Infinitive” terimi “yüklem + to” yapısını, “gerund” terimi ise “yüklem + -ing” yapısını anlatmaktadır.
2. Kullanım
2.1. Özne olarak kullanım
İngilizce’de, artık pek güncel olmayan bir şekilde, “infinitive” cümlenin öznesi olarak kullanılmakta idi.
- To err is human, to forgive is divine.
Günümüz İngilizce’sinde, cümleye yüklem ile başlanması gerekiyorsa, “gerund” yapı kullanılması daha ya da en iyisi “It …” yapısının kullanılması doğru olur. Bu durumda,
- To make mistakes is easy
yerine
- It is easy to make mistakes
cümlesi kullanılabilir.
2.2. Belirgin eylemler
Belirgin bir eylemden sözedildiğinde “infinitive” özne olarak kullanılabilir. Yine de en iyisi “It …” kullanmaktır.
- To sell my car was difficult.
- It was difficult to sell my car.
Genel bir eylemden sözedildiğinde de “gerund” özne olarak kullanılabilir. Yine de en iyisi, “infinitive” yapıda da olduğu gibi, “It …” kullanmaktır.
- Selling insurance is a boring job.
- It is a boring job to sell insurance.
2.3. Zaman ve Neden belirtmede
“Infinitive” ve “gerund” özne olarak kullanılabildikleri gibi zaman ve neden belirtmekte de kullanılabilirler.
PROP “IT”
1. Tanım
Cümlenin öznesi bir “infinitive clause”
- To meet you is nice
ya da “that-clause”
- That she is here at this time of the day is strange
olduğunda, bu yapıların yerini Prop “It” yapısı alabilir:
- It is nice to meet you.
- It is strange that she is here at this time of the day.
- It is difficult to guess the meaning.
- It is surprising that she is so late.
- It was claimed that he was murdered.
2. Kullanım
2.1. Özne durumunda
a) Önem belirtmede
- It is essential to book in advance.
Önceden yer ayırtmak gerek.
- It is vital that this plan is followed.
Bu planın izlenmesi şart.
b) Zorluk belirtmede
- It is difficult for him to change his mind.
Fikrini değiştirmesi zor.
c) Olasılık belirtmede
- It is likely that we’ll be a bit late.
Muhtemelen biraz geç kalacağız.
- Is it possible to go by road ?
Karayolu üzerinden gitmek mümkün mü ?
d) Fayda belirtmede
- It is pointless to argue with him.
Onunla tartışmak yararsız.
e) Normallik ve Geleneksellik belirtmede
- It is unusual to see snow in this season.
Bu mevsimde kar görmek alışılmadık birşey.
- Is it customary to tip the driver here ?
Buralarda şoföre bahşiş vermek adetten midir ?
f) Süre belirtmede
- It takes eight hours to get to Istanbul.
İstanbul’a gidiş sekiz saat tutuyor.
g) Duygusal tepki belirtmede
- It was really surprising to see him.
Onu görmek gerçekten şaşırtıcıydı.
- It shocked me that he didn’t know.
Onun bilmemesine hayret ettim.
h) Gerçeği belirtmede
- Is it true that she is leaving tomorrow ?
Yarın gideceği doğru mu ?
i) Uygunluk belirtmede
- It’ll be best to leave early.
Erken ayrılmak en iyisi.
j) Bir fikrin doğuşunu, akla gelişini belirtmede
- It occurred to me that I’d left the keys at home.
Anahtarları evde unuttuğumu farkettim.
k) Görünümden elde edilen fikri belirtmede
- It seems that we are in for a change.
Görünüşe bakılırsa bizi bir değişiklik bekliyor.
l) Putative “should” ile
- It is interesting that you should think this way.
Bu şekilde düşünmen ilginç.
m) Çeşitli kullanımlar
A) It + for + isim + to + yüklem
- It is better for you wait here.
Burada beklemen daha iyi olur.
- It is essential for the pages to be read before the weekend.
Sayfaların hafta sonundan önce okunması şart.
B) It + “-ing”
- It was nice meeting you.
Seninle tanıştığımıza evindim.
- Is it worth reserving a seat ?
Yer ayırtmaya değer mi ?
- It is no use trying to argue with him.
Onunla tartışmaya çalışmak gereksiz.
C) It … + (as) if / though
- It looks as if it will rain.
Görünüşe bakılırsa yağmur yağacak.
- It will be a pity if we have to leave the project half-completed.
Projeyi yarı tamamlanmış halde bırakmak zorunda kalırsak yazık olacak.
D) It … + (preposition) + isim (= Cleft cümle)
- It was my mother who threw an egg at the President yesterday.
Dün Başkan’a yumurta fırlatan kişi annemdi.
E) It + “be” + (not) + until / before
- It was before the war that we knew what extravagance was.
Bonkörlüğün anlamını savaştan önce bilirdik.
2.2. Nesne durumunda
Normalde, nesne ile ilişkili bir sıfat bulunması durumunda kullanılır.
- George made it clear that he disagreed.
George aynı fikirde olmadığını açıkça belirtti.
- I thought it peculiar that she hadn’t written.
Yazmaması bana çok garip geldi.
- I think it important that we should keep calm.
Bence sakin durmamız önem taşımakta.
“Owe” ve “leave” yüklemleri ile de kullanılabilir.
- We owe it to you to save our daughter.
Kızımızın kurtulmasını sana borçluyuz.
- We leave it to you to choose.
Seçimi sana bırakıyoruz.
“PUTATIVE” VE “TENTATIVE” SHOULD
“Should” yardımcı yüklemi “gereklilik” belirtmesinin yanısıra bazı yapılarda bunun dışınnda anlamlar yüklenmektedir. Bu bölümde ele alınan yapıların hiçbirinde, dikkat edileceği gibi, “should” yardımcı yüklemi “gereklilik” anlamını taşımamaktadır.
1. Conditional clause ile
Düşük bir olasılık belirtmek için “in case”, “lest”, ya da “if” ile kullanılır.
- I’ll go and get some more beer in case Bill should come.
- He was cautious lest he should make a mistake.
- If you should see him, tell him to see me.
“If” ile kullanımında devrik yapı oluşturabilir.
- Should you see him, tell him to see me.
2. “So that” ve “in order that” ile
- He turned the volume down so that we should hear him.
Onu duymamız için sesi kıstı.
Bu kullanımda “should” yerine “could/would” gibi yardımcı yüklemler de kullanılabilir. Çeviri açısından, “could” kullanıldığında “-EbIl” takısının eklenmesi dışında, hiçbir değişiklik oluşmaz.
3. Zorunluluk ya da önem belirtmede
Zorunluluk, önem ve tercih belirten
agree, demand, marvel, regret, advise, desire, move, rejoice, allow, determine, ordain, request, arrange, enjoin, order, require, ask, ensure, pledge, resolve, beg, entreat, play, rule, command, grant, prefer, stipulate, concede, insist, pronounce, suggest, decide, instruct, propose, urge, decree, intend, recommend, vote, wonder
yüklemleri ve
absurd, better, just, ridiculous, advisable, concerned, ludicrous, right, amazing, eager, natural, strange, annoying, essential, necessary, surprising, anxious, important, odd, vital
sıfatları ile kullanılır. Kimi zaman, aşağıda verilen üçüncü örnek cümlede olduğu gibi, “should” atılır ve yüklem yalın kalır. Çeviri açısından “should” kelimesinin olması ya da olmaması bir değişiklik getirmez.
- He insisted that the contract should be read aloud.
- We recommend that you wait until the rain stops.
should leave
- People are demanding that she leave (AmE) the company.
leaves(BrE)
- It is amazing that she should confess the murder.


